Kurumsal Basında Çınar Hekim Kadromuz Yönetim Kurulu Anlaşmalı Kurumlar Çınar Hastanesi

Fatsa Çınar Tıp merkeziFatsa Çınar Tıp Merkezi » Makaleler


Şeker Hastalığının Tedavisinde Hedefler

Şeker Hastalığının Tedavisinde Hedefler

19 Ocak 2009 Pazartesi / 16:15:18

mustafa adıgüzelTürkiye’de her 100 kişiden 8’i şeker hastası (diabet)dır. Her 100 kişiden 7’si de diabet için adaydır. Böylece diabet toplumun %15’ini etkileyen büyük bir sağlık sorunu haline gelmektedir. Türkiye’de 4 milyon şeker hastası vardır ve bunlardan 2,5 milyonu hastalığının farkında bile değildir. Hastalığın tam olarak ortaya çıkmadan önce bile, kalp, damar, böbrek ve göz gibi önemli organlarda hasar vermeye başladığı düşünüldüğünde, erken tanı ve önleyici tedavinin önemi ortaya çıkmaktadır. Diabet tanısı almış hastaların tedavilerinde de olması gereken hedeflerin oldukça uzağındayız.

Diabetik hastaların tedavisinde önerilen hedef açlık kan şekeri 90 – 130mg ve tokluk en fazla 180mg. dır. ancak açlık ya da tokluk kan şekeri ölçümü birçok faktörden olumsuz etkilenip, hastaları yanlış yönlendirme potansiyeline sahiptir. Örneğin şekeri normal olan bir hastada ilaçlar, stres, enfeksiyon vb gibi nedenlerle şeker geçici olarak yüksek çıkabileceği gibi, uzun süren açlık ve egzersiz gibi nedenlerle olduğundan düşük çıkabilir. Bu nedenle hekimler HbA1c vb. bazı ölçümleri kullanırlar. HbA1c iyi tedavi olan bir hastada 7’den düşük olmalıdır. (Normal: 4,5 – 6) bu test hastanın o anki durumundan etkilenmeden geçmişteki 2 – 3 ayda hastanın ortalama şeker gidişatını gösteren bir ölçüttür. Hastaların çok azı böyle bir testin varlığından haberdardır ve onlar için sabah 200’ün altında çıkan bir şeker tedavi için yeterlidir. Bazı hastalar içinse 200’den bile yüksek şeker değeri onu rahatsız etmediğinden (zaten o an için etmesi beklenemez) idare eder bir rakamdır. Sonuç olarak tedavide hastaların ve bizlerin ölçütleri pek uyuşmaz. Halbuki HbA1c’deki 1 puan düşüş damar hastalıklarını %20 – 30, kalp krizi riskini ise 40 kat azaltır.

Tedavide aksayan ayaklardan biri de diabetle birlikte bulunan hipertansiyon, hiperlipidemi ve obesite gibi hastalıkların tedavisidir. Bu dört hastalık birlikte o kadar uyumlu ve tehlikelidir ki, bizlerin onlara ölümcül dörtlü demesini hak etmişlerdir. Çoğu hasta için kendini rahatsız etmeyen 15 – 16 gibi tansiyon değerleri için ilaç gereksizdir. Halbuki diyabeti olan bir hastanın sistolik tansiyonunun 15,5’tan 14,5’a düşürülmesi diabete bağlı ölümleri %35-40 azaltmakta, yine küçük tansiyonun 9’dan 8’e 1 puan düşürülmesi diabete bağlı kalp krizini %50 azaltmaktadır. Burada da hasta ve hekim normalleri çoğu kez örtüşmez. Aynı şeyler hiperlidemi (kan yağlarındaki yükseklik) ve obesite için geçerlidir. Sadece obesitenin tedavisi kan şekerini tek başına bir ilaçtan alınabilecek etki kadar düşürür, ayrıca vücudun tedaviye direncini de engeller.

Tedavinin bir diğer ayağı da insülin kullanımdır. Hastaların insülin tedavisi için oldukça geciktikleri görülür. Peki, doğru zamanlama nedir? İnsülin, hastalar tarafından tedavinin son basamağı gibi görülür. Aslında ilk tanı anında başlanabilecek bir tedavidir. Hastanın diabetten en az düzeyde zarar görmesi açısından en iyi tedavi konumundadır. Günümüzde uzun yaşam beklentisi nedeniyle özellikle genç hastalarda, birlikte bazı hastalıkların bulunması, gebelik gibi durumlarda başlangıçta tercih edilir. Bunun dışında ise iki farklı ilaç kullanımına rağmen şekeri regüle olamayan hastada üçüncü bir ilaca başlamak yerine insülin doğru bir tedavi seçeneği gibi görünmektedir. Ancak hastalarımızın en büyük korkusu da insülin olmaktadır. Hatta bu korku dolaylı olarak hekimleri de insülini hastaya teklif etme ve ikna konusunda negatif olarak etkilemektedir. Şöyle ki; bir çalışmaya göre insülin kullanması gereken hastaların %55’ine hekimler tarafından insülinin teklif bile edilmediği belirlenmiştir.

Sonuç olarak diabetin erken tanısında olduğu gibi, tedavisinde de hâlâ olması gereken noktaların çok uzağındayız. Kırsal kesimdeki eğitim eksikliği ve kadercilik anlayışı hâlâ 200 gibi şeker değerlerini daha fazla iyiye götürmek için fazla çaba sarf etmeye değer görmezken, şehirli kesimdeki kısmen eğitilmiş insanlarımızın da kent yaşamının hazır gıda tüketimi, ev gezmesi, toplantı vb. sosyokültürel ve diyetsel alışkanlıklarının devamı, istenilen hedeflerin önündeki en büyük engeller gibi görünmektedir. Belki de misafiri memnun etmek için ille de bir şeyler yedirme alışkanlığımızın değişmesi, gündelik hayatımızdaki bütün zevkle yapılan şeylerin asli unsurunun gıda tüketimi olduğunun farkına varmamız ve kendimize daha iyi uğraşlar ve ilgi alanları bulmamız gerekiyor olmalıdır. Bu konuda mutfak kültürünün merkezinde olan hanımlarımız için bir örnek verelim. Normalde erkeklerin kadınlardan çok daha fazla yakalandıkları kalp krizinde diabetik olmak söz konusu olunca, diabetik hanımlar, diabetik erkeklerden belirgin bir biçimde daha fazla kalp krizi riski taşıyorlar.

Diabetin ülkemizde de, olması gereken şekilde tedavisi için artık alt yapı ve teknik donanıma değil, sadece hasta eğitimine gereksinim var.


Uzm. Dr. Mustafa Adıgüzel
Fatsa Çınar Tıp Merkezi Dahiliye Birimi









Fatsa Çınar Tıp Merkezi
Online İşlemler
Belgeler
Faydalı Linkler
Anasayfa Kurumsal Ulaşım Basında Çınar Hekim Kadromuz Yönetim Kurulu Anlaşmalı Kurumlar Hasta Bilgi Kılavuzu Hasta Memnuniyet Anketi E-Randevu E-Danışma E-Doktorum İş Başvurusu İletişim Başhekim'den Makaleler Çınar Sağlık Veritabanı Çınar Fotoğraf Galerisi Çınar Video Galeri Sosyal Güvenlik Kurumu Sosyal Sigortalar Kurumu Emekli Sandığı Bağ-Kur İl Sağlık Müdürlüğü
©2008
FATSA ÖZEL ÇINAR TIP MERKEZİ